Bu yazı okunurken Manga – Işıkları Söndürseler Bile dinlenilmesi tavsiye edilmektedir.
Bir gün, günlük rutinim içerisindeyken duydum. “Dertsizliği bile derttir bu dünyanın.” Kelime-i deryasını.
Daha yeni yeni yüksek sesle dile getirdiğim, arkadaşlarımla henüz paylaştığım bir konu vardı ki üstüne böylesine denk gelmesi oldukça şaşırtıcı oldu benim için.
Genelde şöyle bir klişe vardır, bulunduğun ortamın ortalaması senin seviyeni belirler.
Bunun aksine daha farklı düşünüyorum. Bir ortama girebilmen için, bir insanla görüşmeyi devam ettirebilmen için, ortak dertlerinin olması gerekir. Ortak derdi olmayan, dost olamaz, sevgili, eş, arkadaş hiçbirini bulamaz.
Bundan dolayıdır ki, bence, senin bakış açın neyse, huyun suyun neyse sen belirliyorsun ortamını da, duracağın yeri de.
Örnekle açıklamak gerekirse;
Devamlı hasta olan, ama hiçbir harekete geçmeyen söylenen birisi ile hayat enerjisi içinde fellik fellik her yeri gezmeyi düşünen doyumsuz birisinin çok yakın arkadaş olması beklenemez.
Ortak bir şeyler paylaşırken, konu anılara gelir, yapmak istediklerine gelir, hayallerine gelir ve hayırlısı ve nasip kapanışıyla son yudumunla zengin kalkışını yapar, hayata verdiğin bir es ile kaldığın yerden devam edersin.
Güzel hayat isteyen güzel insanlar biriktirsin, dertsizliği bile dert olan bir dünyada size iyi gelecek, derdiyle bile sizi düşündürecek size bir şeyler katacak insanlarla bir arada olun. Kan emicilerin sizleri sömürmesine izin vermeyin, zaten sizin derdiniz size yeter:)
Kapanışı yeniden ünlü düşünür HHK’nın sözüyle yapıyorum, dertsizliği bile derttir bu dünyanın, ışıkları söndürseler bile.. 🙂
Hayat enerjinizi kaybetmeden, sağlıkla ve huzurla..
Belki de mesele dertsiz olmak değil, doğru derdi seçememek.